| Türkiye`de Öğretmen Olmak! |
Bu yazı 1018. kez sizin tarafınızdan okunuyor.
| Köşe Yazıları - Köşe Yazılarım |
| Yazar Ramazan SAKİN |
| Pazar, 12 Aralık 2010 01:42 |
|
Şu öğretmenlik mesleğinin safhalarına bakalım. Bir öğretmen nasıl yetişir, hangi safhalardan geçer, hangi şartlara uyum sağlaması gerekir, hangi nedenlerde hangi sonuçları doğurur vs. gibi şeyler yani. Liseye giden birisinin öğretmen olmak gibi bir idealleri olsun. Hem de edebiyat öğretmeni olmak olsun bi ideali. Sizce yapması gereken ya da atlaması gereken ilk engel nedir? Tabiî ki ÖSS‘dir. Öğrenci gecesini gündüzüne katarak sınava çalışır. Sırf edebiyat öğretmeni olmak için fen bilgisi sorularını dahi çözmesi gerekir. Hadi fen sorularını çözmese de kazanabilir diyelim ama illâ ki matematik sorularını çözmek zorundadır. ÖSS‘yi kazanan öğrenci üniversite tercihleri yapar. Eğer matematiği çok fazla yapmamışsa puanı eğitim fakültesindeki edebiyat öğretmenliği bölümüne değil de fen edebiyat fakültesindeki edebiyat bölümüne ancak yeter. Velhasılıkelam bu öğrenci tercihini iyi kötü yapmıştır ve yerleşmiştir bir üniversiteye. İlk aşama olan ÖSS‘yi atlatan öğrenci bu okulda normal şartlar altında 4 sene dirsek çürütecektir. Eğer bir de ihtiyacı olmadığı halde İngilizce hazırlık okutuyorlarsa 1 yıl vay haline.
Bu okuldan 4 sene sonra alnının teri ile, kopyanın hası ile mezun olan öğrenci için şimdi gerçek hayat başlamıştır. Bir an önce bir iş bulmalı, çalışmalı ve para kazanmalıdır. Şimdi bu öğrencinin öğretmen olması için ilk önce formasyon diye öğretmenl yeterlilik belgesi alması gerekir. Formasyon alabilmesi için cebine en az 2 milyar para koymalı, ALES‘e girmeli ve o hayatı boyunca hiç felsefesini anlamadığı matematik sorularını çözmeli, ALES‘ten iyi bir puan almalıdır. Daha sonra ALES puanı, mezuniyet notuna vs. göre çeşitli üniversitelere formasyon eğitimi için başvurur. Tabiî ALES’i veya mezuniyet notu birazcık düşükse devlet üniversitelerine giremeyecektir. Yapacağı yegâne şey Başkent Üniversitesi gibi özel üniversitelere 7-8 milyar basıp, 1 yıl dirsek çürütüp bu belgeyi alacaktır. Evet 4 yıllık üniversite öğrenimini ve 1 ya da 1,5 yıllık formasyon öğrenimini bitiren bu öğretmen adayı için yol henüz yeni başlamıştır. Şimdi önünde bir engel daha vardır: KPSS. Evet, o kadar çileyi atlattıktan sonra bir de öğretmen olmak için “Sen yetersizsin, sen salaksın, sen daha öğretmen olamazsın!” bu kadar laf yemiş gibi KPSS‘ye girmesi gerekmektedir. Kaldı ki KPSS‘ye girip 85 üzerinde puan almalı ve o şanslı 400 kişi arasına girmelidir. KPSS‘den de yeterli puanı alan öğretmen adayının ancak ondan sonra ataması yapılacaktır. Atama genelde doğu illerine olur. Birkaç sene burada öğretmenlik yapıp tekrar dönmeye çalışırlar merkeze. Evet, velhasılıkelam bir öğretmen olmak gerçekten kolay değildir. Bu yukarıda saydığım aşamaları sıfır kusur ile yerine getirmeli ki bir öğretmen olunabilmelidir. Mazallah milim şaşma onu öğretmenlik yolundan alıkoyacaktır. Bir de dershane öğretmenliği var tabiî bizim yaptığımız cinsten. Eğitim fakültesi ya da fen edebiyat fakültesinin edebiyat bölümlerinden mezun olursun. CV dedikleri adı gavurca, bizim bildiğimiz özgeçmişi doldurur 40–50 tane dershaneye bırakırsın. Aralarından en beteri mi seni bulur yoksa hepsi beterdir de sana da onlardan birisi mi düşer orası muallâkta bir şey. Ancak hepsinin tadını alınca öğrenirsin öyle olup olmadığını. İşte o beter dershane içinde üç beş kuruşa sana her işi yaptırırlar. Defter toplamaktan tut da, getir götür işlerine kadar. İlk sene stajyerliğin kalkarsa sonraki sene maaş ve iş konusunda şanslısındır biraz. Ama tabiî yayın hazırlama, normal ders saatlerinin dışında ek derslere girme, sunum hazırlama vs. vs. derken bu iş de çekilmez olur. Yine en güzeli devlette öğretmen olmaktır. Günde 6 saat derse girersin. Hafta sonları da tatil olur. İkinci bir iş yaparak kazandığın parayı arttırabilirsin. Derler ya, hayat bir sınavdır. Söz sınav açısından gerçekten öyledir ama yanlış olan şey sayısıdır. Doğru olan: Hayat bir sürü sınavdır. Sınavı kazandınız vee öğretmen oldunuz. Peki sonra? Sonra mı?.. "Ah ahhh! Şu mektepler olmasa maarifi yönetmek ne kolay olurdu" demişti eski bir maarirf bakanımız.
Derlemedir. Benze Konular
Yeni Haberler:
Eski Haberler:
|

Türkiye’de bir şey olmak gerçekten zor zanaattır. Bırakın herhangi bir mesleğe küçük yaştan beri yönlendirilmeyi, mesleğinizin altın bileziğini elinize aldığınız zaman dahi henüz bir şey olamamışsınızdır. Daha katetmeniz gereken çok mesafe vardır. Ve maalesef bu mesafeleri katetmeden bir şey olmuş olmazsınız